14 Ocak 2010 Perşembe

Lucas Neill: Bir Premier League Oyuncusu



Galatasaray, Ocak ayı transfer sezonundaki ilk hamlesini yaptı. Sezon başında West Ham United’dan Everton’a geçen Avustralyalı Lucas Neill, önümüzdeki 1,5 yıl boyunca Galatasaray’da forma giyecek.

Artıları bol olan bir isim. Kilit sözcük, yukarıda: ‘’Avustralya!’’ Harry Kewell’la birlikte yıllardır Milli Takım’da beraber görev yapan Lucas Neill, geri dörtlünün sağında ve stoperde oynayabiliyor. 2006 FIFA Dünya Kupası’nda İtalya’ya 1-0 kaybederek (90+5. dakikada Francesco Totti’nin penaltı vuruşu ile) Çeyrek Final’in kapısından dönen Avustralya’da teknik direktör Guus Hiddink’in yardımcılığını yapan Johan Neeskens de, bir dönem Lucas Neill ile beraber çalışmıştı.

2009 yılının yaz mevsiminde Galatasaray’ın transfer gündemine giren Neill, belli karakter özelliklerini 14 senelik futbol kariyerine yansıtmayı başaran, lider ve yabancı takımlarda bile kaptanlık seviyesine yükselebilen bir oyuncu. 1995 yılında, henüz 18 yaşında iken formasını giymeye başladığı Millwall’daki kariyeri de özel öykülerle dolu. Altı sene boyunca Güney Londra ekibinde mücadele eden Lucas Neill, Millwall Tarihi’nin en fazla forma giyen oyuncusu olarak kayıtlara geçerken; 2001 ila 2007 yılları arasında bulunduğu Blackburn Rovers’ta kariyerinin en güzel günlerini yaşadı. Söz konusu süreç içerisinde, Premier League’de iki defa 6. olmayı başaran Rovers kadrosunda bulundu.

Ada’daki ilk 12 sezonunda iki takım için oynamıştı yalnızca. Yanı sıra, Avustralya Milli Takımı’nın da sürekli oyuncularından biri hâline gelmişti. Ülke futbolunun altın jenerasyonuna kaptanlık yapıyordu, Lucas Neill. 2006’daki FIFA Dünya Kupası’nda son 8’e kalabilselerdi eğer, tıpkı diğer takım arkadaşları gibi Neill de, çok daha büyük kulüplerde forma giyme şansına erişebilirdi –ki aslında dolaylı yoldan böyle bir fırsat yakalayacaktı. Liverpool, Dünya Kupası’nın ardından Neill için resmî transfer teklifinde bulundu. Ancak Kızılların yaptıkları 2 milyon £’luk teklif, Blackburn Rovers’ın ikna olabilmesi adına yeterli değildi. Chelsea de girecekti işin içine; ama her zaman daha iyisi vardı. Mesela?



Mesela Barcelona gibi. 2006 Dünya Kupası sonrasında Guus Hiddink, görevini bırakıyordu. Yardımcısı Johan Neeskens ise, ne kadar yeni antrenör Graham Arnold ile beraber çalışabileceğini söylese de, devam edemeyecekti Okyanusya’daki işine.

‘’Tabii ki, neden olmasın?’’ şeklinde cevap vermişti Johan Neeskens, Lucas Neill’in Barcelona’da oynayabilecek kapasitede olup olmadığına ilişkin bir soruya. ‘’Lucas, en yüksek seviyede mücadele edebileceğini kanıtladı. Ve bunu Blackburn Rovers’taki kariyeri boyunca da gösterdi. Avrupa’nın en iyi kulüplerinde oynayabilir.’’ Kariyerinin en üst noktasıydı hakikaten, Blackburn. Büyük bir transfer bekleniyordu artık kendisinden. ‘’Saf’’ Premier League oyuncularından biriydi. Ve Ada’da kaldı.

West Ham United, Blackburn Rovers sonrası beklenen hamle değildi belki. Ama transferin altında bazı nedenler de vardı. Rovers, Lucas Neill için haftalık 60.000 £’luk bir bütçe ayırmıştı. Ve bu bütçe, Liverpool’un gözden çıkardıklarının neredeyse iki katına karşılık geliyordu. Neill ise, ‘’Konu yalnızca para değil. İş tamamen istenip istenmeme ile alakalı. Liverpool, transfer döneminin ilk 15 gününde benimle iletişim hâline bile geçmezken; West Ham United, sürekli kapımı çalıyordu. İnsanlar, Liverpool gibi bir kulübü seçmediğim için bana tepki gösteriyorlar. Evet, zor bir karardı. Ama doğru olanı yaptığımı biliyorum.’’ şeklinde konuşuyordu çocukluk rüyası Liverpool’a gitmeme kararı üzerine.

Milwall ve Blackburn Rovers kariyerlerinin ardından West Ham United’daki ilk yılında zaman zaman kaptan olarak sahaya çıkan Lucas Neill, ikinci sezonunda ‘’birinci kaptan’’ oluyordu. Liderlik, önemli bir karakter. En başta da söylediğimiz gibi, Neill, karakteristiğini sahaya yansıtmayı başaran iyi bir profesyonel (Milwall, Blackburn, West Ham, Avustralya Milli Takımı). Tabii, bunu gösteriş şekillerinde farklılıklar olabiliyor. Takım arkadaşlarını sıkı birer dost gibi gören oyuncu modeli, Lucas Neill. Onları maçın her anında koruyan, kendilerine yapılan haksızlıklara reaksiyon gösteren ve yeri geldiğinde sertlikle karşılık veren –ki ‘’Galatasaray’ın yumuşak karnı’’ için, orijinal olacağı kesin.



Lucas Neill’in 14 senelik Ada kariyeri boyunca yaşadığı ayrılıklarda yaşanılan ekonomik anlaşmazlıklar, ana gündem maddesi oldu çoğunlukla. Tartışması sürdü açıkçası. Haklı bulanlar da vardı, tek derdinin para olduğunu söyleyenler de.

West Ham United ve Everton arasındaki geçiş sürecinde, Güney Londra ekibine sponsor olan İzlandalıların yaşadıkları ekonomik kriz önemli rol oynamıştı. West Ham United’dan haftalık 80.000 £ alan Neill, geçtiğimiz sezon sonu teklif edilen 60.000 £’luk ücreti reddetti. Transfer sezonunun sonuna dek istediği ölçüde bir maaş alamayan Avustralyalı, serbest kaldı. Ve Everton’a transfer oldu. Liverpool kentinde çoğunlukla stoper oynadı bu sezon. Son dönemde, John Heitinga’nın partneri olarak görev yaptı –ki Galatasaray’da birincil görevi de bu olacak ilk etapta.

Lucas Neill ve Avustralya Sporu üzerine konuşulurken; atlanmaması gereken bir diğer konu başlığı da, ‘’Australian Institute of Sports’’. Son yıllardaki, ‘’altın’’ jenerasyonlara bakalım. Fransa, Hollanda, Fildişi, Avustralya. Hepsinin altında akademik bir eğitim var.

1976 Montreal Olimpiyatları’nda başarısız olan Avustralya Sporu’nun yeniden kalkınma araçlarından biri, AIS. 1981 yılında kurulan bu enstitü, 29 spor dalında 38 ayrı programın eğitimini veriyor. Lucas Neill de, 1994-95 Sezonu’nda Avustralya Spor Enstitüsü’nden futbol bursu kazanmış ve buradaki eğitiminin ardından İngiltere’de futbol yaşantısına başlamıştı. Craig Moore, Josip Skoko, John Aloisi, Mark Viduka, Brett Emerton, Josip Simunic, Mark Bresciano ve Ivan Ergic, kariyerlerinin ilk bölümündeki eğitimlerini AIS’de almışlardı. (Ayrıca NBA oyuncuları Andrew Bogut ve Nathan Jawai, WNBA’den Lauren Jackson da AIS çıkışlı.)

Lucas Neill, önemli bir transfer. 14 sezonluk bir İngiltere tecrübesi ile geliyor. Harry Kewell ile buluşuyor. Hikâyenin sonu güzel yazılırsa, ‘’Popescu – Hagi’’ ve ‘’Neill – Kewell’’ yakıştırmaları yapılır mı, bilinmez; ama böylesi transferlere ihtiyacı olan bir ülke Türkiye.

5 yorum:

Oytun C dedi ki...

Eraycim,

Milwall'un guney Londra takimi oldugu dogru ama West Ham United'a da guney Londra takimi demissin. Dogu Londra olacak dogrusu.

Tespitlerin cok hos olmus.

OC

SozenE. dedi ki...

Oytun Abi,

Aslında her ikisi de.

West Ham United ve Millwall, senin de bildiğin gibi, Güneydoğu Londra'nın çocukları. Ama haklısın; Güney kısmı Milwall iken, Doğu kısmı West Ham United olur bu derbide.

Teşekkür ederim yorumun için.

Selamlar,
Eray.

colo dedi ki...

Güzel analiz olmuş, keyifle okudum.

Adsız dedi ki...

Bu arada o penaltının (!) faili de Neill'dir.

SozenE. dedi ki...

Colo,
Teşekkür ederim.

Adsız,
Evet. İkinci fotoğraf, söz konusu pozisyonla ilgili.