30 Ocak 2010 Cumartesi

NBA All-Star 2010, Dallas: Batı Takımı



Batı Takımı özelindeki seçimlerde muamma, Doğu Takımı’na göre biraz daha fazla oldu. Oyların açıklandığı son haftaya kadar Houston’dan Tracy McGrady, Steve Nash’in önündeydi mesela.

Sezon başından bu yana sakatlıklarla isminden söz ettiren T-Mac’in All-Star ilk beşine seçilmesi, organizasyonun devamı için de bazı soru işaretlerini beraberinde getirebilirdi. Mutlaka sorgulanırdı evrensel oylar. Neyse ki, son haftada Steve Nash’in oylarındaki artış, korkuya mahal olmadığını gösterdi. Steve Nash, ilk beşte başlıyor. Takım arkadaşı Amar’e Stoudemire da. Phoenix Suns için büyük mutluluk. 1995 NBA All-Star’daki Charles Barkley ve Don Majerle birlikteliğinden bu yana, Phoenix Suns özelinde bir ilk yaşanacak Dallas Cowboys Stadium’da. T-Mac’i geride bırakan bir diğer isim, Chris Paul oldu. Ama genç yıldızın nefesi, Nash ve Kobe ikilisine yetmedi.

Son haftada atak yapan Tim Duncan, ev sahibi Dallas taraftarlarını üzdü. Dallas Mavericks’in Alman yıldızı Dirk Nowitzki, kariyerinde ilk defa All-Star beşine yerleşmeye çok yakındı. Ne var ki; Duncan, Nowitzki’yi geçmeyi başardı. Denver Nuggets’tan Carmelo Anthony, All-Star için beklediği ilk yıllardan farklı şekilde, yine beş oyuncu arasındaki yerini aldı. NBA’de 2000’li senelere damgasını vuran Kobe Bryant, Batı’da 2.456.224 ile en fazla oyu alan isim oldu. Son bir bakış atmak gerekirse: Steve Nash (Phoenix Suns), Kobe Bryant (Los Angeles Lakers), Carmelo Anthony (Denver Nuggets), Tim Duncan (San Antonio Spurs) ve Amar’e Stoudemire (Phoenix Suns).

Batı Takımı’nın seçiminde de sürpriz yaşanmadı. Yalnızca ev sahibi Dirk Nowitzki’nin Tim Duncan’ı geçmesi beklenebilirdi. Mevcut durum onu gösteriyordu belki; ama Duncan, son dönemde hem oy, hem de performans anlamında iyi bir çıkış yaparak öne geçti.



Center: Zach Randolph (Memphis Grizzlies)

İşte… NBA’de son yılların en büyük sürprizi. 2006-07’de kariyer sezonunu yaşadıktan sonra tepetaklak olan Zach Randolph, New York Knicks’in ardından geçtiğimiz sezonu Los Angeles Clippers’da tamamlamıştı. Özellikle New York City’deki günleri, unutulmayacak cinstendi. Genel Menajer Donnie Walsh, Randolph ve yüklü kontratından kurtulabilmek adına her türlü fedakârlığı yapmıştı. Yaz mevsiminde Quentin Richardson karşılığında Memphis Grizzlies’e katılması da yadırganmıştı aslında. Son yıllarda belli bir yapılanma içerisine giren genç Grizzlies takımının ahengini bozabileceği düşünülüyordu açıkça. Ve o kadroda bir oyuncu daha vardı.

Ekim ayının sonundan bugünlere baktığımızda, Memphis Grizzlies’ten birinin All-Star olacağını söylemek çok zor değildi aslında. Allen Iverson vardı kadroda. Bu da Batı Takımı’nın bir kişilik kontenjanının Iverson’a gideceğini kanıtlıyordu. Ama The Answer’ın Tennessee macerası yalnızca üç maç sürdü, umutlar da suya düştü. En azından o günlerde öyle olmalıydı. Memphis Grizzlies, harika bir performans gösterecekti daha sonra. Sezona 1-8 başlamışlardı. Ancak kısa süre içerisinde toparlandılar. Kasım ayı sona erdiğinde 6-12’ye geldiler. 2009 yılının son ayı ise, Memphis Grizzlies adına geri dönüş zamanı olacaktı. 13 maçın 9’unu kazandı, Zach Randolph ve arkadaşları. Bu süreçte Zach ise, takımına 23,6 sayı ve 14,3 ribaund gibi olağanüstü bir katkıda bulundu.

Sacramento Kings ve Houston Rockets gibi takımlara sezon başında pek fazla şans tanınmıyordu Batı Konferansı’nda. T-Mac ve Yao Ming’in yokluğuna rağmen iyi bir performans gösterdi, Houston Rockets. Sacramento Kings ise, belli dönemlerde büyük takımlara kafa tuttu. Çoğu zaman tecrübesizliğine kurban gitti. Ama Memphis Grizzlies, Kasım ayından bu yana hiç gerilemedi. İç sahadaki son 11 maçını kazandı, kulüp rekorunu kırdı –ki bu sekansa Denver, Utah, San Antonio, Phoenix ve Orlando gibi Batı’nın en kuvvetli takımları da girdi. O.J. Mayo, Rudy Gay ve Marc Gasol’ün katkıları çok önemliydi. Ancak Memphis Grizzlies’ın Batı Konferansı’nda sekizinci sırada yer almasındaki faktör, Zach Randolph oldu. Memphis’ten bir All-Star çıkacaktı. 20,9 sayı ve 11,6 ribaund ortalaması ile oynayan Zach, bu onuru yaşamayı hak etti.



Forwards: Dirk Nowitzki (Dallas Mavericks), Kevin Durant (OKC Thunder)

Dallas’ın ev sahipliği yapacağı 59. NBA All-Star maçında Dirk Nowitzki, konuklarını karşılama fırsatını eline geçirmiş durumda. Dallas Mavericks Kulüp Tarihi’nin en skorer oyuncusu olan Alman forvet, Batı Konferansı’nın üçüncü sırasında yer alan kulübünün bir numaralı yıldızı. Sezon boyunca önemli performans gösteren Mavericks’ten oyuncu seçimi, bu anlamda hiç de zor değildi. Oyların açıklandığı son haftaya dek Tim Duncan’ın önünde olan Nowitzki, ilk beş başlama fırsatını Duncan’ın yakın zamandaki harika maçlarının ardından elinde kaçırdı. Neyse ki, antrenörler vardı. Ve hak ettiğini aldı.

NBA’de 20.000 sayı barajını geçen 35 oyuncu arasına girdi, Dirk Nowitzki. Bunu tek bir organizasyonun çatısı altında yapan üçüncü isim oldu ayrıca (Kobe Bryant, Los Angeles Lakers ve Tim Duncan, San Antonio Spurs). Yanına çoğu zaman yardımcı alamayan Alman yıldız, sezon boyunca yakaladığı 25,1 sayı ve 7,8 ribaund ortalamaları ile takımını ayakta tutmaya devam edecek. Şimdilik yapması gereken, Dallas’taki organizasyonda ev sahibi olarak boy göstermek. Ama kime? Kevin Durant’e mi mesela? Pek sayılmaz aslında. Oklahoma City Thunder’ın 21 yaşındaki büyük yıldızı, NCAA kariyerini Texas Üniversitesi’nde geçirmişti. Bir anlamda, Durant için de bir geri dönüş olabilir.

Sezonun en önemli bireysel performanslarından biri şu an için, Kevin Durant. Dahası bu durum, takımın başarısına da yansımış durumda. Genç oyuncunun NBA’deki üçüncü sezonu. İlk yılında yalnızca 20 maçta galibiyet sevinci yaşayabilmişti. Geçtiğimiz sezon, 23! 2009-10’da ise, daha şimdiden 25 galibiyeti var. Ve Batı Konferansı’nda Playoff resminin içine girmeye çalışıyor. Aralık ayının ikinci yarısından Ocak ayının ilk maçına dek arka arkaya 7 karşılaşmada en az 30 sayı üretmeyi başaran Durant, 2010 yılının birinci ayında 31,1 sayı ve 7,9 ribaund ortalamaları ile oynadı. Olağanüstü. 2009 NBA All-Star’da Sophomore gecesini 46 sayı ile tamamlayarak rekor kitaplarına giren yıldız oyuncu, 2010 yılında ait olduğu yerde. Hatırlatalım, henüz 21 yaşında!



Guards: Brandon Roy (Portland Trail Blazers), Chris Paul (New Orleans Hornets)

Sezon boyunca sakatlıklarla başı en fazla belaya giren takım olan Portland Trail Blazers, şu sıralar çok büyük bir sıkıntı ile daha uğraşmak durumunda. 40 maçlık ilk periyotta yalnızca bir maç kaçıran Brandon Roy, takımının sahaya çıktığı son sekiz karşılaşmada bir defa forma giyebildi. Portland Trail Blazers’ın söz konusu sekiz maçlık sekansta galibiyet-mağlubiyet durumu ise, 2-6. Roy, bu geceki Dallas Mavericks ve Pazartesi gecesi oynanacak Charlotte Bobcats mücadelesinde de kasıklarındaki ağrılardan dolayı forma giyemeyecek. Utah, San Antonio, LA Lakers, Oklahoma City ve Phoenix beşlemesi öncesinde dönmesi, hem Portland hem de All-Star için hayırlı olacak.

Portland Trail Blazers, hâlâ 27-21 ile resmin içinde. Ama Roy’un olmadığı günler, diğerlerine göre daha acı verici. 25 yaşındaki yıldız oyuncu, takımın kilit isimlerinin yokluğunda 23,1 sayı, 5,0 ribaund ve 4,5 asist ortalamaları ile her yere koşturmaya çalıştı. Bir yere kadar tabii. Bir an evvel dönmesi gerekiyor. Zira arkada müthiş bir beşli var (Phoenix, Memphis, Houston, New Orleans, Oklahoma City) –ki bu beşliden birinin lideri Chris Paul (New Orleans Hornets), 14 Şubat gecesi Brandon Roy ile birlikte olacak. Günün genel anlamında farklı olarak tabii. Paul de, tıpkı Roy gibi, takımının her derdine deva olmaya çalıştı sezon içerisinde. Ve O da şimdilerde sakat.

Dizindeki problemden dolayı Memphis deplasmanında forma giyemeyecek olan Chris Paul’ün durumu, Pazartesi gecesi oynanacak Phoenix Suns maçı için de ciddiyetini koruyor. Son yıllarda Steve Nash ile karşılaştığı her mücadele, ‘’epik’’ olan Paul’ün o güne dek iyileşmesi herkesin dileği olmalı. Diğer yandan, ana konuya dönersek… Paul, sezonu 20,4 sayı ve 11,2 asist ortalamaları ile götürüyor şu an. Her iki kategoride de takımının lideri konumunda. Rakamlardan da anlaşılacağı gibi, takımına her gece minimum 42 sayılık direkt bir katkı veriyor. Maç başına ortalama 38 saha içi isabeti bulan New Orleans Hornets’ta Paul’ün etki ettiği isabet sayısı ise, (7,5 + 11,2). Yaklaşık olarak %50’si Paul üzerinden. Hornets, Playoff resminin içinde değil. Ama Paul, Dallas’ta olmayı hak etti.



Wild Cards: Pau Gasol (Los Angeles Lakers), Deron Williams (Utah Jazz)

Wild Cards, her zaman tartışılmıştır. ‘’All-Star Snubs’’ başlığı altında incelenen tüm isimler, adaydır bu kontenjanlara. Ama yalnızca iki oyuncu seçilir. Pau Gasol ve Deron Williams gibi. Her ikisinin altında da belli nedenler var tabii. Gasol mesela. Kobe Bryant, Los Angeles Lakers’ın başarısındaki en önemli faktör olarak kabul edilir hiç kuşkusuz. Ancak Pau Gasol’ün fonksiyonunu da yadırgamamak gerekir. Sezonun ilk 11 maçını kaçırmıştı, İspanyol yıldız. Pau Gasol seçimi özelinde yapılabilecek en kuvvetli eleştirilerden biri bu. Ne var ki; bir yandan, ‘’Pau Gasol’ün kesin olarak All-Star seçilmesi gerekir.’’ tezinin de dayanak noktası olabilir söz konusu yaklaşım. Neden?

Gasol’ün yokluğunda 17 maç yaptı bu sezon, LA Lakers. Ve bunların 6’sını kaybetti. Gasol’ün varlığında ise, 30 maç yaptı. Ve tam 25 galibiyet elde etti. Bu oldukça önemli. Diğer yandan; Cleveland Cavaliers ile NBA liderliğini sürekli olarak değiştiren Lakers’tan bir oyuncunun daha All-Star olmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Doğu’da playoff resminin içerisine kendisini zor atan Charlotte Bobcats veya ikinci sıradaki Atlanta Hawks’tan ikişer oyuncunun seçilmesi gündemde iken, Kobe’nin ‘’yalnız’’ kalması tartışılırdı. Andrew Bynum, Gasol sonrasındaki en ciddi adaydı. Ama genç pivot da, yalnızca Gasol’ün olmadığı maçlarda varlık gösterebilmişti. O yüzden doğru tercih, Pau Gasol gibi duruyordu. 17 maç kaçırmış olmasına rağmen de seçildi.

Los Angeles Lakers, Kobe Bryant ve Pau Gasol üçgenine benzer bir geometrik yapı; Denver Nuggets, Carmelo Anthony ve Chauncey Billups arasında kurulabilir. Batı Konferansı’nda ikinci sırada Denver Nuggets var. Carmelo Anthony, tıpkı Kobe Bryant gibi, Batı Takımı’nın ilk beşinde. ‘’İkinci oyuncu alınır mı?’’ tartışmaları burada da söz konusu. Chauncey’nin olmadığı sekiz maçta yalnızca üç galibiyet alan bir Nuggets takımından bahsetmek mümkün –ki bu takım Ocak ayını 11-3 ile kapatırken; Chauncey Billups da 24,1 sayı ve 6,5 asist ortalamaları ile ilerliyor. Ama tüm bunlar, kendisinin All-Star olması için yeterli değil. Zira Batı’nın dördüncü sırasında yer alan Utah Jazz’den bir oyuncu yer almalı Dallas’ta. Neyse ki; Deron Williams oldu bu isim. Chauncey’nin seçilmemesi, büyük sürpriz; ama Williams’ın da bir yerden başlaması gerekiyordu.

Son.

Hiç yorum yok: