16 Şubat 2010 Salı

Yüzme: Olimpiyatlar Tarihi ve Olimpik Ruh



Yüzme sporunun tarihi gelişimini inceleyebilmek adına Taş Devri’ne kadar uzanmamız gerekiyor. Evet. Bundan yaklaşık 7000 yıl önce yaşanılan mağaraların duvar boyamalarında bugünkü yüzme sporunu andıran figürlerin görülmesi, üzerine konuştuğumuz başlığın ne denli köklü olduğunu kanıtlıyor olmalı. Yalnızca bu değil elbette.

Yapılan araştırmalara göre; tarihin en eski yazılı destanı olarak kabul edilen ve Sümerlerin yaşayışları hakkında bilgi veren Gılgamış Destanı’nda yüzme sporuna ait ipuçlarını bulmak mümkün. Yunanların en eski edebî eserleri olan İliada ve Odysseia’da da yüzmeden bir şekilde bahsedildiği öngörülmektedir. Tarih adamlarının yaptıkları incelemelerin yanı sıra, somut anlamdaki ilk eser, 1538 yılında Alman bir profesör olan Nikolaus Wynmann tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır. Amacı, yüzme sporunu tanımlamak değildir; ama boğulma tehlikesini azaltma teknikleri üzerine yazdığı bu kitap, kurbağalama stili yüzme ile ilgili önemli bir doküman hâline gelir. Alman profesörün başlattığı bu akım, doğal olarak, ilerleyen yıllarda büyümeye başlar.

1587 yılında Everard Digby, İngiltere’de yayımlanan ilk yüzme kitabını oluşturur. Digby, Latince yazdığı bu kitabında; insanların, balıklardan daha iyi yüzebileceklerini iddia ediyordu. ‘’De Arte Natandi’’ ile kurbağalama, sırtüstü ve ileri doğru kulaç stilleri üzerine bazı fikirler oluştu. Digby, ayrıca, kurbağalama tekniğinin yüzme sporundaki en faydalı stil olduğunu söyleyecekti. 17. yüzyıla gelindiğinde Japon İmprator Go-Yozei, genç öğrencilerin yüzme sporuna ilgi göstermeleri gerektiğini açıkladı. Bu asrın sonunda Fransız yazar Melchisedech Thevenot, ‘’The Art of Swimming’’ adlı eserini yayımladı. ‘’The Art of Swimming’’, modern çağdaki kurbağalama stiline oldukça yakın bir tekniğin anlatımını henüz o yıllarda yaparken; kitap, uzun süre yüzme sporunun kutsal emaneti olarak kabul edildi. 1837 yılında Berlin’de Almanların ilk yüzme kulübü kuruldu.

1844 yılında ise, Londra’da bazı yerli Amerikalıların da katılımı ile bir yüzme yarışması düzenlendi. Britanyalılar, kurbağalama stilini kullanırlarken; Amerikalılar, ‘’öne doğru kulaç’’ ile rakipleri kolayca alt ettiler. Bu teknik, daha çok Amerika kıtası, Batı Afrika ve Pasifik Adaları’nda kullanılıyordu. Ve Britanyalılar adına şaşkınlık derecesinde yeniydi. Öne doğru kulaç, kurbağalama stilini hız konusunda geride bırakacak ve İngilizler de bu anlamda, Amerikalılardan ağır bir yenilgi alacaklardı. 46 metreyi 30 saniyede yüzen ‘’Flying Gull’’, altın madalyayı kazanırken; en iyi ikinci derece de kendisine ‘’Tobacco’’ adını veren başka bir Amerikalıdan gelmişti. Yarışı ilk iki sırada tamamlayan katılımcıların yüzme teknikleri, yel değirmenini andırıyordu.

1862'de, İngiltere’de kapalı alandaki ilk yüzme havuzu inşa edildi. 1880’de ise yine İngiltere’de 300’den fazla kişinin katılımı ile düzenlenen yarışmada, kurbağalama tekniğinin yanı sıra ‘’yan kulaç’’ stili ortaya çıktı. 1895 yılında İngiliz J.H. Thayers 91 metreyi 1:02.50 ile yüzerek rekor kırdı.



1896 Atina: Modern Zamanların İlk Yaz Olimpiyatları
1896 Atina Yaz Olimpiyatları, modern zamanların ilk olimpiyat organizasyonu olarak kabul edilir. 6-15 Nisan 1896 tarihleri arasında Yunanistan’ın Atina kentinde yapılan Olimpiyatlarda dokuz ayrı spor dalında çeşitli yarışmalar düzenlenir. Atletizm, Bisiklet, Eskrim, Jimnastik, Atıcılık, Tenis, Halter ve Güreş sporlarının yanı sıra, Yüzme de organizasyon takvimi içerisinde yer alır.

11 Nisan 1896 günü yapılır, yüzme yarışları. İlk olarak; kapalı bir spor salonunun havuzunda düzenlenmesi planlanan bu organizasyon, Olimpiyat Komitesi’nin kararı ile açık denize alınır. Söz konusu düşünce için yeterli maddî imkânlar yoktur çünkü. Yine altı ayrı kategorinin takvimde yer almasına karşın, yalnızca dört kategorideki yarışlar organize edilebilir. 100 metre, 500 metre ve 1200 metre serbest stil, 1896 Atina Yaz Olimpiyatları’nın yüzme dalındaki ana yarışmalarıdır. Ancak bir de, sadece Yunan denizcilerin katılabilecekleri, 100 metre serbest stil yarışması organize edilir.

Mücadelelerin açık denizde yapılmasının önemli sonucu, Pire’deki Zea Koyu’nun çevresinde yarışları izlemeye gelen 20.000 kişilik kalabalık olur. Ama soğuktur Zea'nın suları. Bu yüzden; sporcular, yarış boyunca büyük acılar çekerler. Yine de mutlu sona ulaşanlar, tarihe geçmenin verdiği mutlulukla yaşadıkları eziyetleri unuturlar mutlaka. Yıllar sonra bile hatırlanmak ile eşleştirilemez bile o acılar. Özellikle, Macar yüzücü Alfred Hajos için. 10 sporcunun katılımıyla gerçekleşen 100 metre serbest stil yüzme yarışında Avusturyalı Otto Herschmann’ı (1:22.8) geride bırakan Hajos (1:22.2), günün son ve en uzun yarışı olan 1200 metre serbest stilde de 18:22.2’lik derecesi ile -en yakın takipçisi Yunan Joannis Andreou’ya (21:03.4) fark atarak- altın madalyaya uzanır.

Hajos, organizasyondaki diğer bir yarış olan 500 metre serbest stil yarışmasına ise, altın madalya kazandığı ilk yarışın hemen ardından başladığı için katılamaz. Bu kategoride ilk sırayı Avusturyalı Paul Neumann alır. Üç sporcunun katılımı ile gerçekleşen yarışta ülkesine madalya kazandıran Neumann, Hajos’un zirveye çıktığı 1200 metre yarışında finiş çizgisini göremez. 15’i Yunan olmak üzere toplam 19 yüzücünün katıldığı organizasyonu Macaristan, iki altın madalya ile birinci sırada tamamlar.



1912 Stockholm: Yüzmede Bayan Sporcular Sahne Alıyor
1896 Atina Yaz Olimpiyatları’na yüzme dalında yalnızca erkek sporcular katılım gösterebilmişlerdi. Bu durum, devam eden üç organizasyon boyunca da değişmedi.

1900 Paris Yaz Olimpiyatları’nda yüzme yarışları, yedi ayrı kategoride gerçekleştirildi. Dört yıl evvelkine göre; yeni sektörler oluştu. Sen Nehri’nin bulanık sularının ev sahipliği yaptığı organizasyona ikişer ayrı dalda altın madalyalar kazanan Frederick Lane ile John Arthur Jarvis damga vurdular. Büyük Britanya, yarışların sonunda 2 altın ve 1 bronz madalya ile zirveye çıktı. 1904 St. Louis Yaz Olimpiyatları’nda kategori sayısı, dokuza yükseldi. Tüm yarışlar, yarda hesabı ile gerçekleşti. 4 ayrı ulustan, 25’i ABD’li, 32 sporcunun katıldığı organizasyonda 4 altın, 2 gümüş, 2 bronz madalya kazanan Almanya, birinciliğe ulaştı.

1908 Londra Olimpiyatları, yeniliklere sahne oldu. 13-25 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen organizasyonda yüzme yarışları, ilk defa kapalı bir alanda gerçekleştirildi. 1896’da Akdeniz Denizi, 1900’da Sen Nehri ve 1904’te suni bir gölde yapılan yarışların ardından 1908 Londra Olimpiyatları, son derece orijinal kaldı. Avusturya, Macaristan ve ABD, daha önceki üç olimpiyatta olduğu gibi 1908’e de katılım gösterirken; Kanada ve Finlandiya ilk kez yüzme sporunda bir olimpiyat görmüş oldu. Büyük Britanya, 4’ü altın toplam 7 madalya ile organizasyon şampiyonluğunu elde etti.

1912 Stockholm Olimpiyatları ile birlikte ise, ilk defa bayan sporcular yüzme yarışlarına katılım gösterdiler. 100 metre serbest stilde altın madalyaya uzanan Avustralyalı Fanny Durack, bir dönem dünyanın en iyi bayan yüzücü olarak katıldığı tüm yarışları domine etti.



1972 Münih, Mark Spitz: Yedi Dalda Yedi Ayrı Dünya Rekoru
Yüzme sporunun Olimpiyatlar Tarihi’ndeki kilometre taşlarından biri, 1972 Münih. Ama öncesine uzanmak gerekiyor. Mark Spitz’in 1972’deki efsanevi performansının arkasındaki öykü, bir mağlubiyete dayanıyor çünkü.

18 yaşında iken 10 ayrı dünya rekorunu elinde tutan Spitz, 1968 Mexico City Yaz Olimpiyatları’nın yüzme dalındaki en büyük favorisiydi. Altı dalda yarışacak olan Spitz özelinde beklenti, altı madalya şeklinde oluşmuştu. Ancak ABD’li yüzücü, yalnızca iki takım yarışında altın madalyaya ulaşacak ve 100 metre kelebek stilde rakibi Douglas Russell’ın arkasında kalacaktı. Sonuç olarak; Spitz, Mexico City’den yalnızca iki altın, bir gümüş ve bir de bronz madalya çıkarabilmişti. 1968’in hayal kırıklığının hemen ardından Indiana Üniversitesi’nde antrenör Doc Counsilman ile çalışmaya başlayan rekortmen yüzücü, ‘’Mark the Shark’’ ismini aldığı dört yıllık sekansta gösterdiği müthiş performansla, 1972 Münih Olimpiyatları öncesi, yine en büyük favori olarak kabul ediliyordu.

Altı altın madalya bekleniyordu, 1972 yılında da. Ve Spitz, bu kez hata yapmamaya kararlıydı. Öngörülerin de üzerine çıktı. 7 ayrı dalda 7 altın madalya kazandı: 100 metre serbest stil (00:51:22), 200 metre serbest stil (01:52:78), 100 metre kelebek (00:54:27), 200 metre kelebek (02:00:70), 4x100 metre serbest stil bayrak yarışı (03:26:42), 4x200 metre serbest stil bayrak yarışı (07:35:78) ve 4x100 metre karışık (03:48:16). Spitz, 1972 Münih Yaz Olimpiyatları’nda kazandıkları ile toplam 9 altın madalyaya ulaştı. Ve o döneme kadar, Olimpiyatlar Tarihi’nde birincilik kürsüsüne dokuz kez çıkan üçüncü isim oldu. Daha önce 1956-64 yılları arasında Larissa Latynina (Jimnastik) ve 1920-28 yılları arasında Paavo Nurmi (Atletizm) benzer başarıları tekrarlamıştı. [Bayan jimnastikçi Latynina, kazandığı toplam 9 altın, 5 gümüş ve 4 bronz madalya ile toplam madalya sayısında (18) tüm zamanların en iyi başarılı ismi konumunda hâlen.]

Mark Spitz’in yedi madalyalık rekoru, 1988 Seul Yaz Olimpiyatları’nda Matt Biondi tarafından egale edildi. ABD’li yüzücü; 50 metre serbest stil, 100 metre serbest stil, 4x100 metre serbest stil bayrak yarışı, 4x200 metre serbest stil bayrak yarışı ve 4x100 karışık stil bayrak yarışında altın madalyaya uzanırken; 100 metre kelebek stilde ikinci ve 200 metre serbest stilde üçüncü olarak, ‘’tek bir organizasyonda yedi altın madalya’’ başlığından uzaklaştı. Ama bu ‘’kırılmaz’’ denilen rekor da, bir gün tarihe gömülecekti elbet.



'04 Atina & '08 Pekin: Bir Dünya Rekortmeni Olarak Michael Phelps
Henüz 24 yaşında, Michael Phelps. Ve evet, tüm zamanların en iyi yüzücüsü olarak kabul ediliyor. En azından birçok otorite tarafından. Peki, nasıl gerçekleşti bu durum?

Bundan dokuz sene evvel, 2000 Sydney Yaz Olimpiyatları’nda sahne aldı ilk kez Phelps. Son 68 yıllık değerlendirmede, ABD’nin en genç yüzücüsü olarak tarihe geçti. Ama O, ‘’tarihe geçme’’ aktivitesini ilerleyen yıllarda alışkanlık hâline getirecekti. Avustralya’da madalya kazanamayan ‘’çocuk’’, 200 metre kelebek stil yarışmasında beşinci sırayı alarak başarı sinyallerini vermeye başlamıştı. Çok da gecikmedi. Sydney’den beş ay sonra, 15 yıl ve 9 aylık iken, bu kategorideki Dünya Rekoru’nu kırarak tüm zamanların en genç rekortmeni oldu. 24 Temmuz 2001’de ise Japonya’daki Dünya Şampiyonası’nda 1:54.58 yüzerek kendi rekorunu saniyenin yüzde 34’ü kadar geliştirdi. 2004 Atina Yaz Olimpiyatları’nda kazanacağı altı altın madalyaya kadar geçen sekansta, dört ayrı stilde 11 defa Dünya Rekoru kırmayı başardı.

Michael Phelps’in müthiş yükselişi, genç sporcunun Mark Spitz ile karşılaştırılması sonucunu getirdi. 2004 Atina, bu anlamda Phelps için bir şans olmalıydı. Sekiz ayrı kategoride yarışacaktı, ABD’li yüzücü. Spitz’in yedi altın madalyalık, rekoru kırılabilirdi. 100 metre kelebek, 200 metre kelebek, 200 metre bireysel karışık, 400 metre bireysel karşık, 4x200 metre serbest ve 4x100 metre karışık stilde altın madalyanın sahibi oldu, Phelps. Ama takım olarak katıldıkları 4x100 metre serbest stilde üçüncü sırada kalınca, Spitz’in rekorunu kırma şansı kaçırdı. Yine de 200 metre serbest stildeki bir liderlik, unutulmaz başarının egale edilmesini sağlayabilirdi. Ama olmadı. Yüzme Tarihi’nin en muhteşem çekişmelerinden birine sahne olan yarışta, iki büyük yıldız Ian Thorpe (Avustralya, 1:44.71) ve Pieter van den Hoogenband’ın (Hollanda, 1:45.23) arkasında kalan Thorpe, ‘’rekor’’ hayallerini 2008 Pekin’e erteliyordu. Tabii, yalnızca Olimpiyatlar başlığı için.

Kanada’da düzenlenen 2005 Dünya Şampiyonası’nı beş altın ve bir gümüş madalya ile tamamlayan Phelps, Avustralya’da kendisini aşıyordu. 2007 Dünya Şampiyonası’nda yedi altın madalya kazandı. Beş ayrı kategoride Dünya Rekoru kırdı. Phelps’in 2007’de madalyaya uzandığı yedi yarış, kronolojik sırayla, şu şekilde oluştu: 4x100 metre serbest stil bayrak yarışı (3:12.72), 200 metre serbest stil (1:43.86), 200 metre kelebek (1:52.09), 200 metre bireysel karışık stil (1:54.98), 4x200 metre serbest stil bayrak yarışı (7:03.24), 100 metre kelebek (50.77) ve 400 metre bireysel karışık (4:06.22).

Michael Phelps, 2008 Pekin Yaz Olimpiyatları’nda ülkesini sekiz ayrı kategoride temsil etti. Organizasyon boyunca dokuz gün içerisinde toplam 17 yarışta boy gösteren ABD’li sporcu, katıldığı tüm mücadelelerden altın madalya ile ayrılırken toplam 7 Dünya Rekoru kırmayı başardı. Phelps’in ilk altın madalyası, 400 metre bireysel karışık stilindeki 4:03.84’lük derece ile geldi. 4x100 metre serbest stil bayrak yarışının ilk etabında 47.51 yüzerek Amerika rekoru kıran Phelps, takım arkadaşları ile birlikte bir dünya rekoru daha kırarak (3:08.24) ikinci altın madalyasını kazandı. 200 metre serbest stilde 1:42.96 ile bir rekoru daha geliştiren ABD’li sporcu, Pekin’deki üçüncü; Olimpiyatlar kariyerindeki dokuzuncu kez kürsünün en tepesine çıktı.

Bir sonraki gün iki ayrı Final’de kulaç attı, Phelps. 200 metre kelebek stil yarışında 1:52.03 yüzen ve 4x200 metre serbest stil bayrak yarışında 6:58.56’lık dereceye ulaşan ABD takımının parçası olan efsanevi sporcu, iki dünya rekoru ve iki altın madalya ile günü kapadı. 200 metre bireysel karışık stilde 1:54.23 ile rekor kırarak altıncı altın madalyasını kazandıktan sonra, 100 metre kelebek stil yarışmalarında ‘’ter’’ döktü. Mark Spitz’in rekorunu egale etmek için havuza giren Phelps, 50.40’lık dereceyi geliştiremedi; ama 50.58’le birinciliğe ulaştı. Tartışmalı bir şekilde hem de. Saniyenin 10.000’de 1’i kadar geride kalan Milorad Cavic’in takımı Sırbistan, kendi sporcularının birinci olduğunu iddia etseler de, karar değişmedi. Bitiş noktasına ilk dokunan Cavic’ti, ancak Phelps’in bu noktaya daha güçlü şekilde dokunduğu tespit edildi daha sonra.

Cavic, kendi internet sitesinde söz konusu olayı şu sözlerle özetledi: ‘’İnanın, bu benim hayatımın en muhteşem anı. Bana sorarsanız, durumu kabullenmeli ve yolumuza devam etmeliyiz. Ben yenilgiyi kabullendim. Tüm zamanların en iyi yüzücüsüne karşı kaybetmenin yanlış bir tarafı yok.’’ Phelps, ‘’yedinci altın madalya’’ stresini aştıktan sonra; 4x100 metre karışık stil bayrak yarışında 3:29.34’lük derece ile Dünya Rekoru kıran ABD takımının parçası oldu. Ve 8. altın madalya ile tarihe kazındı.

2003, 2004, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılında yer yüzünün en iyi yüzücüsü seçilen Phelps, 17 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında Roma’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda 5 altın ve 1 gümüş madalya kazanırken; 4 ayrı kategoride Dünya Rekoru kırmayı başardı.



2009 Avrupa Kısa Kulvar Avrupa Şampiyonası ve Türkiye
Olimpiyatlar Tarihi’nde yüzme yarışlarından madalya çıkarmayı başaramayan Türkiye, 10-13 Aralık tarihleri arasında İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu’nda gerçekleşen 13. Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’na ev sahipliği yaptı.

Türkiye adına en iyi derece, 33 yaşındaki Derya Büyükuncu’dan geldi. Milli yüzücü, üç gün boyunca 50, 100 ve 200 metre sırtüstünde yarışırken; 50 metre seçmelerindeki 23.99’luk derecesi ile Türkiye rekoru kırdı. Yarı Final’de ise, 24.04 ile elenmekten kurtulamadı. 100 metre sırtüstü seçmelerinde 51.45 ile Türkiye rekorunu geliştiren sporcu, Yarı Final’de 51.40’lık derecesi sonrası bir kez daha Türkiye rekoru kırmasına rağmen; Final yüzme hakkını elde edemedi. Büyükuncu, 200 metre sırtüstü seçmelerine ise turnuvanın ilk gününde katıldı. Seçmelerde 1.51.08 ile kendisine ait olan Türkiye rekorunu daha ileri seviyeye taşıyan başarılı yüzücü, Final’de 1.51.54’lük derecesinin ardından beşinci sırayı alarak madalya şansını kıl payı kaçırdı.

Derya Büyükuncu, ülkemizde pek ilgi gösterilmeyen bu şampiyona için ABD ve Türkiye’de kendi başına özel çalışmalar yaptı. 33 yaşında dahi olsa, başarılı olabileceğini gösterdi. Başarısı kabul edilen bir gerçek. Üzücü olan ise, ‘’Türkiye Rekoru’’ kırdığı bir yarışta bile Final yüzme hakkını elde edememesi. Büyük resim de bu olsa gerek.

* Bu yazı, ilk olarak Roadlife Dergisi'nin Ocak ayı sayısında yayımlanmıştır.

1 yorum:

trakya dedi ki...

ki büyük yıldız Ian Thorpe (Avustralya, 1:44.71) ve Pieter van den Hoogenband’ın (Hollanda, 1:45.23) arkasında kalan "Thorpe", ‘’rekor’’ hayallerini 2008 Pekin’e erteliyordu. Tabii, yalnızca Olimpiyatlar başlığı için.
yukarıda tırnak içine aldığım thorp yerine Phelps olacak.güzel yazı teşekkürler