2 Mart 2010 Salı

Doğru Senaryo: G. Saray v Kasımpaşa, 4-1



Galatasaray, Turkcell Süper Lig’in 23. haftasında evinde ağırladığı Kasımpaşa’yı 4-1’lik skorla mağlup etti. İlk yarıyı Arda’nın golü ile 1-0 geride kapayan Kasımpaşa, ikinci yarıda Yekta’yla dengeyi sağlasa da Keita (2) ve Jô’nun gollerine engel olamayarak farklı bir yenilgiyle sahadan ayrıldı.

UEFA Avrupa Ligi’ndeki Atletico Madrid yenilgisinin ardından tekrar sahneye çıkıyordu, Galatasaray. Perşembe günü istenilen sonuçlar oluşmamıştı. Moraller bozuktu. Ama 72 saat içerisinde yaşananlar, ideal senaryo olarak kabul edilebilirdi. Tüm bu yaşananların ardından hayata ‘’beklediğinden kısa bir süre içerisinde’’ dönebilirdi, Galatasaray. Kasımpaşa karşısında alınacak galibiyet, Bursaspor önünde dört; Fenerbahçe önünde ise beş puanlık bir Galatasaray marjının oluşacağını müjdeliyordu.

Atletico Madrid maçı, skordan bağımsız olarak, derinden etkiledi Galatasaray’ı. Sezonun ikinci yarısında takımın belki de açık ara en formda oyuncusu Elano Blumer, ayak bileğinden sakatlandı. Keza Hakan Balta da. Bunların Kasımpaşa maçına yansımasının ne şekilde gerçekleşeceği merak edilebilirdi. Leo Franco, kalede başlıyordu. Savunmada bir geri dönüş vardı. Sabri Sarıoğlu, sağ arkadaki yerini almıştı. Hakan Balta’nın boşluğu Caner Erkin ile doldurulmaya çalışılacaktı. Merkezde Lucas Neill ve Servet Çetin görünüyorlardı. Hemen önlerinde Mehmet Topal, orta sahada Ayhan Akman ve Arda Turan vardı. Giovani dos Santos, Jô Alves ve Kader Keita’dan oluşan hücum üçlüsü ise, Kasımpaşa karşısında radikal bir görüntünün olabileceğini anlatıyordu.



Yılmaz Vural yönetimindeki Kasımpaşa da TSL’nin kalburüstü ekiplerinden biriydi. İlk altı haftayı puansız geçtikten sonra Vural ile birlikte Türkiye standartlarında üst düzey bir pas takımına dönüşen Paşa, açık futbol oynamayı tercih ediyordu. ‘’Yalnızca’’ savunmaya konsantre olarak zamandan çalma derdine düşmeyecekti. Vural’ın senelerdir oluşturduğu çizgiden dahi hissedebilirdik bunu.

Kasımpaşa’nın henüz ilk dakikada Galatasaray savunmasını ‘’4’e 3’’ yakalaması, devam eden bölüm hakkında fikir verebilirdi. Geriden topla çıkabilen bir takıma karşı oynayacaktı, Galatasaray. Ve bunun için özellikle rakip yarı alanın ilk bölümünde Kasımpaşa’ya direnmesi gerekirdi. Sabri Sarıoğlu’nun dönüşü önemli. Gio dos Santos’un fiziksel gelişim göstermesi ve Caner Erkin’in savunmanın solundan vermesi muhtemel destek de. Kasımpaşa’nın birinci dakikadaki sayılmayan golünün ardından Galatasaray, istediklerine ulaşabilmek adına bu formülü kullanmayı denedi zaten.

Birkaç görüntü getirmek lazım akıllara. Beşinci dakikada Arda Turan’ın Kasımpaşa savunmasının solunda kaptığı top mesela. Orada Galatasaray’dan dört oyuncu, rakibine baskı yaparak oyunun kontrolünü kazandı. Ceza sahasında topla buluşan Jô Alves ise, Kasımpaşa kalecisi Murat Şahin’e takıldı. Yine ikinci yarıda Sabri Sarıoğlu’nun tehlike yaratan ‘’spesiyal’’ ortasından evvel kazanılan top da. Galatasaray, öndeki dört oyuncusu (Gio dos Santos, Kader Keita, Jô Alves, Arda Turan) ve savunmasının iki kanadındaki oyuncularla (Sabri Sarıoğlu, Caner Erkin) Kasımpaşa’ya baskı yaptı. Hatta yeri geldi, Lucas Neill ve Servet Çetin de hücum hattında görüldü. İlk golde olduğu gibi.

Karşılaşmanın ilk golü, Jô Alves’in takım için ne denli önemli bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Sırtı dönük aldığı topu, hemen Arda Turan’a iletti. Ve gol geldi.

Genel bir bakış yapalım. Maçın adamı, kesinlikle Gio dos Santos. Uyum sürecini atlatmış gibi gözüktü. Müthiş hareketler yaptı, vücut çalımları ile gol pozisyonları yarattı, Galatasaray adına sezonun gol pozisyon sayısının kırılmasına (10) yardım etti, rakip kaleye maç boyunca dört isabetli şut gönderdi. Ve bir Sakaryaspor maçında sahne alan Franck Ribery’nin oluşturduğu etkiyi yaydı Ali Sami Yen Stadı tribünlerine. Ayrıca Kader Keita’yı da oyunun içerisine soktu. Zira ilk defa böylesine hareketli bir hücum yapısı ile oynadı, Galatasaray. Ama bunlar tabii, ideal senaryoda, beklenen görüntülerdi.



29.01.2010: ‘’Giovani dos Santos ve Kadro Çeşitlemesi’’

‘’Beni hangi pozisyonda kullanacağı konusunda konuşmadık. Beni orta sahada nereye koyarsa koysun, elimden gelenin en iyisini yapacağımı biliyor. Barcelona’da farklı mevkilerde oynadım. Sağda, solda ve forvet arkasında. Fakat benim için en iyi mevkiinin sağ kanat olduğunu biliyor. Bu şekilde orta alana da destek verebilirim. Fakat şu anda beni nerede kullanacağı konusunda bilgim yok.’’ diyor Meksikalı genç yıldız. Galatasaray’ın sağ tarafı, sezon başından bu yana Fildişi Sahili’nin fantastik oyuncusu Kader Keita’ya ait. Peki… Var mıdır, Gio’nun sağda oynama ihtimali?

Tabii ki. Belki de amaç budur. Oyunun belli bölümlerinde hücum bölgesindeki hareketli yapı, Galatasaray’ın mevcut durumda en önemli kozu gibi duruyor. Jô Alves’in UEFA Avrupa Ligi’nde oynayamayacağını düşünürsek; Vicente Calderon’a kadar hazır duruma gelecek olan bir Gio dos Santos, resim içerisindeki Keita ve Caner ile ortalığı karıştırabilir. Arda Turan ve Elano Blumer ikilisi, İspanya’da da orta sahayı beraber kontrol ederler, bilinmez; ama beşliden (Gio, Keita, Caner, Elano, Arda) biri kenara gelse dahi, bu mantalite değişmeyecektir. Sürekli devinim hâlinde olacak forvet rotasyonunda Shabani Nonda’nın tercih edilmemesi, biraz da bu nedene dayanıyor aslında.

Turkcell Süper Lig’e dönersek… Burada farklı bir yapı olacak. Yine de temelde aynı. Jô Alves’i hesaba katabiliriz yurt içinde. Yani ideal üçlü nasıl olur? Gio dos Santos (Caner Erkin), Jô Alves ve Kader Keita. En azından Milan Baros ve Harry Kewell dönene dek. Böylesi bir üçlü, kâğıt üzerinde bazı planların olduğunu işaret eder. Barcelona örneğinden kaçmaya çalışsak bile, bir şekilde yollar kesişiyor. Frank Rijkaard, Barça’nın şu an sahip olduğu model üzerinden yürütüyor Galatasaray’daki hücum hattını. Ters kanatta oynayabilecek hızlı ve dripling özelliği olan bir oyuncu (Gio), merkezde hareketli ama aynı zamanda kendisini kanatlara atarak sahayı geniş açıdan değerlendirebilen bir forvet (Jô) ve diğer kanatta yine dripling gücü olan, merkezdeki oyuncu ile rotasyona içerisine girebilecek bir adam (Keita). İki uzun ve fuleli oyuncu: Jô (1.89 m.) ve Keita (1.85 m).



28.02.2010: Galatasaray v Kasımpaşa, 4-1, Giovani dos Santos

Türkiye’de kabul görmek kolay değil. Giovani dos Santos, yalnızca bir ay önce ayak bastı bu topraklara. Ama sanki yıllarda buradaymış, senelerce başarısız performans göstermiş gibi geliyor insanlara. Oysa bir ay. Başarı kabul edilmeli, bir ay içerisinde ‘’fantastik’’ performanslar sergilemeye başlaması. Dahası, devamının gelebileceğini göstermiş olması.

Kesin olarak parantez açılması gereken bir diğer isim, Sabri Sarıoğlu. Sağ kanattaki topsuz bindirmeleri, artık onun futbol karakteri. Nazar değmesin. Galatasaray adına müthiş bir futbol gecesinin geride kalmasındaki en önemli unsurlardan biri, 55 Numara’nın performansı.

TSL’nin kalburüstü takımlarından birine karşı 4-1 kazandı, Frank Rijkaard’ın takımı. Atletico karşılaşması sonrasındaki 72 saat içerisinde oluşabilecek en iyi senaryo bu. Turkcell Süper Lig’de en yakın rakibinin dört puan önünde liderlik koltuğunda oturan Galatasaray, sekiz hafta önce dördüncü sıradaydı. Bu sekansta 20 puan almayı başardı. Karşılığı bir şekilde gelecekti, geldi. Daha büyük resimde önemli olan bunu devam ettirebilmek. Mayıs ayındaki öykünün istediğimiz gibi oluşması için.

Sırada: TSL’de Son Sekiz Hafta ve Galatasaray.

2 yorum:

Mert dedi ki...

Selam Eray,

Yazını bekliyoruz. Galatasaray, 14 Mart Eskişehirspor ve 21 Mart Trabzonspor deplasmanlarından sonra 28 Mart'ta Fenerbahçe ile ASY'de karşılaşacak.

Sence Galatasaray'ın son maçındaki ivmesi bize güven vermeli midir?

Bunun yanısıra da bu hafta Perşembe günü Adnan Polat'ın Oteli'nde Adnan Polat, Tugay Kerimoğlu ve Fatih Terim'in bir basın toplantısı olacak. Derks'in sezon sonu ayrılacağını ve Tugay'ın geleceğini biliyoruz, ancak Terim neden toplantıda?

Sevgiler.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Doğru senaryonun yanında doğru oyuncu tercihlerinin de güzel oyunda etkisi var.

Uğur'un yerine Sabri, Balta'nın Caner, Topal ve Sarp'tan biri, yanında ya da yakınında iki yönlü Ayhan -aslında Elano- ve Lucas.

İlk zamanlar, Sabri - Servet - Zan - Balta, Sarp, Ayhan ile sağlanan bu yapı, kanımca daha ideal bir şekle doğru evrilecek, Sabri - Emre - Lucas - Caner - Topal? - Elano seçimleriyle.

Uğur, Servet, Topal ve Balta Rijkaard'ın oyun felsefesini algılayabilecekler mi, bu konuda şüpheler içersindeyim. Sabri, Caner, Ayhan'ın biraz da form ve fizik durumlarının etkisiyle gösterdiği performanslar farklılığın temelini oluşturuyor, senaryoya ek olarak.

Sezon sonu, şampiyonluğun verdiği gücü de önüne katarak, Rijkaard Türk oyuncular üzerinde bir operasyon yapabilir, felsefeye uyumluluk konusunda. Sancılı süreç daha 1 yıl sürer gibime geliyor yeni oyuncuların da eklenmesiyle ancak gelişim gösterildiği de çok açık.

Baros'u Türk oyuncuyla yedeklemek -tabi ki Sercan- Kewell'ı 7. yabancı olarak düşünmek, 8. yabancıyı genç ve gelecek vaad eden bir oyuncu ile yatırım şekline dönüştürmek -Gio- Kewell'ın bölgesine Keita tarzı delici -Lille'den Hazard gibi- ya da gol yollarına kolay sarkan, ceza sahasına sıklıkla giren -Henry gibi- bir yabancı, Elano'nun yanına, arkasına, önüne Hamit Altıntop, ayrıca Fabian Ernst tarzı bir savunma - hücum gelgitleri olan bir yabancı -Fransa Ligi incelenmeli- ve bir de kaleci -Joe Hart- .Bunların yanında Caner takıma kazandırılmalı, Ali Turan ve Musa Çağıran transferleri tamamlandı, sezon sonu sözleşmesi sona eren olağanüstü oyuncular var -transfermarkt.de sitesi araştırılmalı-

Eren