6 Mart 2010 Cumartesi

TSL'de Son Sekiz Hafta ve Galatasaray



Turkcell Süper Lig’de son on bir haftaya girilirken, ‘’final’’ niteliğindeki maçlar da bir bir karşımıza çıkmaya başladı. Galatasaray’ın en yakın rakibinin dört puan önündeki liderliği, Bursaspor’un zirve yarışı, haftalardır kazanamayan Fenerbahçe’nin sıkıntıları, bir maçı eksik Beşiktaş’ın gizli planları, Kayserispor’un yaşadığı nefes darlığı, Trabzonspor’un gelecek yıl için oluşturmaya çalıştığı alt yapı…

Önümüzdeki süreç, puan sıralamasının ilk yarısında bu şekilde yaşanacak. Alt taraf da hiç fena sayılmaz. Sezonun ilk bölümünün ardından küme düşecek iki takımdan biri olarak kabul edilmeye başlayan Denizlispor, küme düşmesi kesinleşen Ankaraspor’dan aldığı üç puanla galibiyet serisini üç maça çıkardı. Ve bir anda umutlarını tazeledi. Üstelik bu hafta direkt rakiplerinden Manisaspor’a konuk olacak. Kazanması hâlinde, ligdeki tüm dengeler değişecek. Diyarbakırspor ve Bursaspor arasındaki mücadele de her iki takımın bu sezonki kaderi için çok önemli. Bir gerçek var karşımızda. Sezon sonunda, en azından zirvedekiler özelinde, geride bıraktığımız sekiz hafta hatırlanacak.

Geriye gidelim. Galatasaray, Turkcell Süper Lig’in 15. haftasında Ali Sami Yen Stadı’nda liderlik maçına çıkıyordu. Haftaya dördüncü sırada başlamıştı; ama Beşiktaş’ın İnönü Stadı’nda Diyarbakırspor’a karşı iki puan bırakması, Fenerbahçe’nin Eskişehir’den mağlubiyetle dönmesi ve Bursaspor’un Kayseri’de 3-0’la bozguna uğraması, İstanbul BŞB karşısında kazanılacak bir üç puanın ardından ‘’mutlu son’’ şansını Galatasaray’ın ayağına kadar getirmişti. Ne var ki, Harry Kewell’ın golü bunun için yeterli olmayacaktı. Zira İBB, son dakika golü ile bir puanı koparıyordu. Ev sahibi takım, liderlik umuduyla başladığı 90 dakikanın ardından dördüncü sırada kalıyordu böylece. Manisaspor ve Bursaspor karşısında kaybedilen beş puandan sonra hem de!

Çok uzak bir tarih değil. Detaylara takılmaya ve onları tekrar konuşmaya ihtiyaç yok. Üç maçtan iki puan çıkarabilen Galatasaray, lige yeniden tutunabilmek adına Antalyaspor karşısında buluyordu kendini. Henüz maça giremeden de 2-0 geride! Dört maçlık ‘’kazanamama’’ serisi, bir önceki sezonu da düşünürsek, Galatasaray adına felaket senaryosu olabilirdi. Geri dönmek gerekirdi.

Dönüldü. Kader Keita, 30. dakikada sezonun belki de en kritik golünü attı. Fark bire düştü. İkinci yarıda Necati Ateş’in direğe takılan şutu, Mayıs ayındaki muhtemel iyi senaryonun dönüm noktalarından biri oldu. Sonra Elano Blumer sahne aldı. Skorda dengeyi sağladı. Ardından Kader Keita, bireysel gösterisine Harry Kewell’ı dâhil etti. Avustralyalı da iyi bildiğini yaptı. Galatasaray, 3-2 kazandı Antalya’da. Yalnızca üç puan değildi elde ettiği. Özgüvenini de almıştı yanına. Karakter göstermişti. Ama devamı da gelmeliydi; çünkü Galatasaray, hâlâ üçüncü sıradaydı.



TSL’nin 17. haftasında Galatasaray, Gençlerbirliği’ni kendi adına sezonun en güzel golünü attığı karşılaşmanın ardından 1-0 mağlup etti. Devre arası girdi araya. Ziraat Türkiye Kupası’nda üst tura çıkıldı. İkinci yarının ilk maçında bu defa Gaziantepspor aynı skorla geçildi. Eleştiriler alan Galatasaray, Denizlispor’u 2-1 yendikten sonra Kayserispor’la golsüz berabere kaldı. Dönemin lideri Fenerbahçe’nin bir puan arkasında ikinci basamakta bulunuyordu. Ama eksik olan bir şeyler vardı. 21. haftada o gerçek anlaşıldı. Galatasaray, haftalardır sakladığı liderliğini artık gizlemeyecekti.

Ankaraspor, bilindiği gibi, dördüncü hafta maçlarının ardından bir daha sahaya çıkmamıştı. İronik, ama o hafta rakibi Galatasaray’dı. Harry Kewell ve Shabani Nonda’nın golleri, Galatasaray’a Ankara deplasmanında 2-0’lık galibiyeti getirmişti. Ankaraspor’un ilk üç hafta sonunda beş puanı vardı. Antalyaspor’u dış sahada yenen Başkent temsilcisi, Gençlerbirliği ve Gaziantepspor’la da berabere kalmıştı. Ankaraspor, daha sonra alınan karara göre ligdeki tüm maçlarında 3-0 mağlup sayıldı. Böylece Galatasaray, Ankaraspor’u ‘’oynayarak’’ yenen tek takım oldu. Oynamadan kazanmanın tadını ise, yine ironik şekilde, ligin 21. haftasında liderlik koltuğuna oturarak aldı.

Fenerbahçe’nin Manisaspor önünde son dakikada kurtardığı bir puan, Ankaraspor’u 3-0 mağlup eden Galatasaray’dan liderliği almak için yeterli değildi. Milan Baros, Harry Kewell, Sabri Sarıoğlu, Hakan Balta, Jô Alves, diğerleri. Galatasaray, bu sekansta çok sayıda önemli oyuncusundan yararlanamamıştı. Hemen her şey, geçtiğimiz sezon Şubat ayında tepetaklak olan takıma benziyordu.



Ama farklı bir tablo çıktı neticede ortaya. Galatasaray, sekiz haftalık sekansta toplam 20 puan kazanmayı başardı. Çok daha farklı bir senaryo da olabilirdi. Şu an, ‘’en az iki maç’’ farkla lider durumda. Arkasında bir maçı eksik Bursaspor var –ki Ertuğrul Sağlam’ın takımı, sekiz hafta önce yine Galatasaray’ın bir basamak gerisinde bulunuyordu. Yani? Beşinci sırada! Görüntü değişti kısa süre içerisinde. Ve değişebilir yine.

Önemli. Daha mühim olan ise, üzerine konuştuğumuz tablonun süreklilik göstermesi. Turkcell Süper Lig’de kritik sürece girildi. Birkaç hafta sonra insanlar, şampiyonluk kokularını daha keskin almaya başlayacak. Ve bunun için önümüzdeki dört hafta en büyük favori. Zirvedekiler de, diptekiler de bu dört haftayı paket hâlinde düşünmek durumunda. Galatasaray mesela. Önce Eskişehirspor deplasmanı, ardından Ankaragücü, Trabzonspor deplasmanı ve Ali Sami Yen Stadı’nda Fenerbahçe maçı. Bursaspor, Fenerbahçe ve gerilerden gelen Beşiktaş için de geçerli bu.

Kalan on bir hafta yepyeni futbol öykülerini beraberinde getirecek. Mayıs’ın 17’sinde ise bir sezonu daha eskitmiş olacağız. Şu an 23. haftadan bakıldığında Galatasaray’ın -NBA tabiri ile- ‘’bir buçuk – iki maç’’ önde olmasının en önemli nedeni, bu sekiz haftalık koşu. Bardağın dolu tarafı da var. Üstelik bir sezon önce aynı sekansı başarısızlıkla kapatıp bambaşka diyarlara savrulan bir takımdan bahsediyoruz, farkında mıyız?

2 yorum:

Adsız dedi ki...

bir çırpıda okudum bittiğine üzüldüm lütfen her gün yazın cidden çok başarılı bir blog birde galatasarayın başkanlık seçimleri hakknda bir yazı ele alablrseniz çok sevinirim faruk süren ve diğerleri hakkında yazcaklarınızı çok merk ediyorum

fatih dedi ki...

Gene döktürmüşsün bende sayfalarca okuyabilirdim heralde devamını inşallah gülen biz olacagız sene sonunda ve bunuda futbolun hakkını vere vere basaracagız inş