26 Haziran 2010 Cumartesi

Tarihin Peşinde: Uruguay v Güney Kore, 2-1



2010 FIFA Dünya Kupası’nın yeni serüveni, Uruguay – Güney Kore maçıyla başladı. Meksika, Güney Afrika ve Fransa’nın bulunduğu A Grubu’nu lider tamamlayan Uruguay, B Grubu’nda Arjantin’in ardından ikinci sırayı alan Güney Kore’yi 2-1 mağlup ederek bir üst tura yükseldi. Sekizinci dakikada Luis Suarez’in golüyle 1-0 yenik duruma düşen Güney Kore, 68’de Lee Chung-Yong ile beraberliği yakaladı. Ancak bitime on dakika kala tekrar sahneye çıkan Luis Suarez, Uruguay’ı 1970 FIFA Dünya Kupası’ndan bu yana ilk kez çeyrek final aşamasına getiren golü atmayı başardı.

Uruguay’ın rüya yolculuğu devam ediyor. CONMEBOL Elemeleri’nde beşinci sırayı aldıktan sonra, CONCACAF dördüncüsü Kosta Rika’yı eleyerek Güney Afrika’ya gelebilen Uruguay, Dünya Kupası’nda tulum çıkaran Güney Amerika’nın büyüleyici temsilcilerinden biri konumunda. 1970 Meksika’dakinden beri en iyi Uruguay takımı olan Oscar Tabarez’in ekibindeki gelişimi, açılış gününde oynanan Fransa maçından itibaren okumak mümkün aslında. Tabarez, ilk karşılaşmada Fransa’nın gücünü düşünerek Diego Godin, Diego Lugano ve Mauricio Victorino üçlüsünü savunmanın merkezine yerleştirmişti. Alvaro Perreira ile Maxi Perreira ise kanatları müdafaa edecekti. Ancak düşünülen Fransa, o Fransa değildi. Uruguay, golsüz beraberlikle istediğini almıştı ama yine de.

Fransa karşısındaki bir puanın ardından ev sahibi Güney Afrika ile oynadı, ‘’Gök Mavililer’’. Oscar Tabarez, oyuncu tercihleri konusunda kritik bir değişikliğe gidiyordu. Savunma merkezindeki Diegolar devam edecekti. Mauricio Victorino kenara gelmişti. Sol arkada ise Jorge Fucile yer alıyordu. Dörtlü savunmaya dönmüştü, Uruguay. Ve bunun getirisi, Diego Forlan’ın ileri uçta daha serbest oynamasıyla net olarak görülecekti. Uruguay’ın süper yıldızı, öndeki Luis Suarez ve Edinson Cavani’nin hemen arkasında pozisyon almıştı. Birkaç açıdan önemliydi bu hamle. Ajax’taki olağanüstü performansıyla dikkatleri üzerine çeken Suarez, söz konusu oyun yapısında yeteneklerini öne çıkabilirdi. Uruguaylı, gezen bir golcüydü. Ve Güney Afrika önünde çizgiye indiği her anda tehlike yaratacaktı. Bu anlamda, o maçtaki üçüncü golün gelişim sürecini aklımızda tutmakta fayda var.



Diego Forlan - Luis Suarez - Edinson Cavani

Uruguay’ın yeni yapısı, kendilerine ikinci tur yolunu açtı. Diego Forlan, sırtındaki numaranın hakkını veren bir performans ortaya koyuyordu. Erik Gerets zamanındaki Necati Ateş, Hakan Şükür, Ümit Karan üçlüsünün üst seviye örneğiydi adeta Diego Forlan, Luis Suarez ve Edinson Cavani’li hücum yapısı. Bu noktada farklı bir ayrıntıdan daha bahsetmek gerekebilir. Diego Forlan, Atletico Madrid formasıyla sezon boyunca toplam 55 maça çıkmıştı. UEFA Avrupa Ligi’nde sonuna kadar giden takımda sorumluluğu en fazla hisseden oyuncuydu. Güney Kore maçıyla birlikte 2009-10 sezonunda 68. defa sahaya çıkıyordu. Olağanüstü bir tempo olduğunu söylemeye gerek var mı, bilinmez; ancak aynı ligde görev yaptığı arkadaşlarına bakıldığında hissedilen ‘’ait olma’’ duygusunu görmek mümkün. Bu üçlünün işlemesindeki kilit isim de yine Diego Forlan.

Meksika maçında galibiyet golünü atarak Uruguay’a liderliği getiren Luis Suarez, Güney Afrika’da aslında bir nesli temsil ediyordu. Eredivisie’de gol rekorları kırmasına rağmen devam eden kariyerlerinde o başarıların devamını getiremeyen Mateja Kezman, Afonso Alves ve hatta Klaas Jan-Huntelaar gibi isimlerden olmadığını kanıtlamalıydı, Suarez. Ocak 2010’da Ajax ile kontratını yenileyen golcü oyuncunun büyük takımlara transferinin önündeki kuşkulardan biriydi bu. Ve 4-3-1-2’deki rolüyle Ajax’ta sergilediği görüntüye dönebilirdi. Önemli bir noktanın üzerine gitmemiz gerekebilir. Uruguay maçlarını izlerken bir ayrıntıya dikkat edin. Jabulani, görüntüden çıkmak üzereyken; ekranın sağ alt köşesinden biri çıkıyor. Ne hikmetse, o adam genellikle Luis Suarez oluyor. Kesinlikle tesadüf değil. Güney Afrika maçındaki üçüncü golü aklımızda tutmamız gerekiyordu.

Hatırlamış olmalıyız. İki forvet arkasındaki Diego Forlan, geri çekilip nefes aldı. Sol çaprazdan ceza sahası içerisine bir orta yaptı. Son çizgide topla buluşan Luis Suarez, topu ayak içiyle altıpasa çevirdi. Ve sol kanat oyuncusu Alvaro Perreira, arka direkte buluştuğu Jabulani’yi boş ağlara gönderdi. Benzer bir hücum, bu akşam oynanan Güney Kore maçında tekrarlandı. Diego Forlan, yine sol çaprazda pozisyon aldı. İçeri gönderdi. Son çizgiye yakın bir noktada yer alan Luis Suarez’in topu altıpasa çevirmesine bu defa gerek kalmadı. Golü attı, takımını 1-0 öne geçirdi. Söz konusu strateji, tamamen saha içi dizilişi ve oyuncuların o dizilişe gösterdiği uyumla ilgili gözüküyor. Sekizinci dakikadan gelen bu golün ardından Uruguay’ın ikinci ve üçüncü bölgedeki oyuncuları sayesinde, Diego Perez başta olmak üzere, oluşturacağı baskıyla farkı arttırması beklenebilirdi. Ama olmadı.



1930 Uruguay - 1950 Brezilya - 2010 Güney Afrika

İkinci devre öncesinde bir kritik değişiklik daha yaşandı Uruguay’da. Normal şartlar altında Fenerbahçe’nin transfer listesinde üst sıraları alması gereken Diego Godin, kenara geliyordu. Mauricio Victorino, Diego Lugano’nun merkezdeki yeni partneri olmuştu. Ancak Güney Kore, tehlikeleri Jorge Fucile’nin korumaya çalıştığı kanattan geliştirecekti.

Sol kanat savunmasında sorunlar vardı. Maçın ilk devresinde sağ bek Cha Du-Ri’nin hücuma çıktığı anlarda etkili olan Güney Kore, o bölgeye Lee Chung-Yong ve Park Chu-Young’u da sokmaya başlamıştı. Bir ikinci tur maçıydı. Ve üstelik İngiltere, Almanya, Hollanda, Arjantin, Brezilya, İspanya, Portekiz, Şili gibi takımların olmadığı bir yolun neticesinde yarı finale çıkmak mümkün olabilirdi. Uruguay, skoru korumak istedi. Güney Kore, 2002’deki sürprizin benzeri yapmak için rakibinin üzerine gitti. Sonunda gol geldi. Sol kanattan kullanılan bir duran topun ardından. Turnuva başından itibaren kalesini gole kapatan Uruguay’da Diego Godin’in eksikliğinin hissedildiği ilk pozisyondu.

Diego Lugano, yaşanan karambolde rakibine doğru hamle yaparak kaleci Fernando Muslera’nın da görüş açısını kapattı. Ve takımının işi zora sokmasına neden oldu. Böylesi bir andan sonra, maçın uzatma bölümüne gitmesi hayli kuvvetli bir ihtimal olarak öne çıkmıştı. Yağışlı bir havada bu kimin yararına olurdu, bilinmez. Ama kimsenin hesap yapacak zamanı yoktu. Meksika’dan sonra Güney Kore’yi de boş geçmeyen Luis Suarez, 80. dakikada bir ‘’fırsatçı’’dan öte olduğunu kanıtlayacaktı. Yaptığı enfes gol vuruşu, Uruguay’a 1970 FIFA Dünya Kupası’ndan sonraki en büyük mutluluklardan birini getiriyordu. Luis Suarez’in 2009-10 sezonundaki 61. resmî maçıydı. 55. golünü atmıştı.

Uruguay, 1930 ve 1950’deki iki şampiyonluğun anısıyla yaşıyor. Hayaller büyük. Yarı final yolunun açık olduğu düşünülüyor muhtemelen. ABD – Gana eşleşmesinden gelecek rakipten çok, bu hesaplanıyor olabilir. Belki daha fazlası, mesela 11 Temmuz günü Johannesburg’ta Brezilya ile bir final. Alcides Gigghia onur konuğu olur mu o zaman?

2 yorum:

aks111 dedi ki...

Uruguay erken golü bulunca rölantiye aldı oyunu ve cavani,suarez,forlan la kontra aramaya başladı.Ama orda şöyle bişey var bu 3 oyuncuya top yürüyerek gelmiyor.Onlara topu getircek yada direk ara top atıcak adam yok.Mesela şilide var öyle oyuncular hemen geliyolar kaleye.Böyle olunca forlan ve cavani bazende suarez geriye geliyor ve yoruluyorlar.O yüzden özellikle 2. yarı kore tek kale maç yaptı golüde buldu.Ama uruguay istedimi o kadar rahat gol buluyoki yine attılar ve kazandılar.Öylesine bi analiz yapayım dedim :).

SozenE. dedi ki...

Selamlar,

Teşekkür ederim yorumunuz için.

Aslında söyledikleriniz doğru. Uruguay'ın orta sahasında görev yapan Diego Perez, fizik gücüyle oynayan bir oyuncu. Yaratıcılıktan nispeten uzak.

Forlan, belki de bu yüzden orta sahaya daha yakın oynuyor. Bu kararın Uruguay'ı olumlu yönde etkilediği de açık bir gerçek. Yazının içerisinde de anlatmaya çalıştığım gibi, Suarez de oyun içerisine girebiliyor böylece.

Yarı finale de yakın olduklarını düşünüyorum.

Sevgiler,

Eray.