12 Eylül 2010 Pazar

(1/2) Finale Doğru: Sırbistan 82-83 Türkiye



* Yarı Final'de Sırbistan'ı 83-82 yenen Türkiye, 12 Eylül Pazar günü saat 21.30'daki Final'de ABD ile karşılaşacak.

2010 FIBA Dünya Şampiyonası’ndaki en karakterli takımlardan birinin karşısına çıkacaktı, Türkiye. 12 Duygusal Adam, arkasında taraftar desteği olunca bambaşka oynuyordu. Bilinen bir gerçekti bu. Ve tarih boyunca da böyle olmuştu. Türkiye, 2010 İstanbul’da Fransa ve Slovenya maçlarına olağanüstü başlangıçlar yaparak her iki mücadeleyi de henüz ilk yarılar tamamlanmadan gayrıresmî olarak nihayete erdirmişti. Ancak Sırbistan, bizim bildiğimiz takımlardan değildi. Taraftar baskısından etkilenmek öte yana, bunu rakibinin aleyhine kullanmaktan asla çekinmezdi. E, bizim de ilk gençlik yıllarımız o meşhur Yugoslav Ekolü’nü dinleyerek geçmişti.

Sırbistan, lideri Milos Teodosic önderliğinde her anlamda tehlikeli bir rakip olacaktı.

Altyapı kategorilerinde yalnızca madalyalar kazanmamıştı, Teodosic. Yer aldığı tüm jenerasyonlarda takımının lideri oldu. 2003 yılında U16, 2005 yılında U18 Avrupa Şampiyonluğu’na ulaştı. 2006 senesinde İzmir’deki finalde yoktu. Ancak Sırbistan, o gün Ersan İlyasova, Oğuz Savaş, Semih Erden, Cenk Akyol, Ömer Aşık’ın da yer aldığı Türkiye’yi mağlup ederek bir kez daha en büyük bugünlerin sinyalini verecekti. Kazanarak, böylesi atmosferleri 16-17 yaşında tecrübe ederek büyüdüler. 2009’da Avrupa Şampiyonası Finali’nde Dünya Şampiyonu’na karşı çıktılar. Olmadı. Ama gelişmeye, öğrenmeye devam ettiler. Ve 11 Eylül 2010’a kadar geldiler…

Tüm bunların toplamında, Milos Teodosic’in cool başlangıcı kimse için sürpriz sayılmazdı.

Öyle de oldu! Slovenya önünde topu dolaştırarak doğru şutları bulan Türkiye, bu defa o kadar formda değildi. Teodosic ise takım arkadaşlarını oyun içerisine sokmakla meşgul görünüyordu. Çeyreğin bitimine 04:18 kala Sırbistan 15-8 öne geçmişti. Ve saha içinden 5 isabet bulan Sırbistan’da Teodosic, 4 asist ile oynuyordu. Baskıyı tamamen üzerine aldı. Takım arkadaşları da o 4 asistten 11 sayı çıkardı. Neyse ki, ilk reaksiyon çabuk geldi. Top dolaşıyor, boş şutlar bulunuyordu. Ancak istenilen netice için bu yöntem yeterli değildi.

Türkiye, Sırbistan’ın skordaki şok baskısına Hidayet Türkoğlu ile yanıt verecekti. Takım, hiçbir şekilde organize değildi. Ama bu geçiş sürecini de atlatması gerekirdi. Hidayet, inisiyatif kullandı. Ve 1:40 içerisinde yakalanan 7-0’lık seriyle skor 15’te eşitlendi. Türkiye, ilk çeyrekte 1/5 üç sayı isabet oranıyla oynadı. Savunmasından beslenerek yalnızca 2 sayı bulabildi. Saha içinden 6/13 ile hücum eden Sırbistan’da 5 sayı ve 4 asist üreten Milos Teodosic’e çözüm getiremedi. Ne var ki, ikinci çeyreğe 20-17’lik skorla yalnızca tek bir basketlik farkla girmeyi becerdi. O yüzden umut vardı.


* Türkiye karşısında 11 asist yapan Milos Teodosic, asist / top kaybı oranında 11/1 ile olağanüstü bir görüntü çizdi.

Milos Teodosic, ikinci çeyreğin ilk bölümünü kenarda geçirecekti. Söz konusu durum Sırbistan için iyi bir test olarak kabul edilebilirdi. Flashback yapacağız daha sonra…

Türkiye, Teodosic’in olmadığı son pozisyonda çok değerli bir şans yakaladı. 24-19 geride olan takım, Kerem Gönlüm’ün üç sayılık oyunundan sonra farkı ikiye indirmişti. Ve maçın başından beri ilk defa kendi oyun stilini Sırbistan’a kabul ettirmek üzereydi. Markovic’in hatası, Ender Arslan tarafından değerlendirildi. Teodosic’siz Sırbistan, topu getirememişti. Ender, kaptığı topu Kerem Gönlüm’e verdi. O sırada en doğru adam Sinan Güler, rakip potaya doğru koşmaya başlamıştı bile. Ancak Gönlüm’den beklediğimiz pas gelmedi.

Birkaç açıdan önemliydi bu pozisyon... Koç Ivkovic, Teodosic’e muhtaç olduğunu anlamış olacaktı. Oyuncunun dinlenme süreleri kısalacaktı. Türkiye, tam ihtiyacı olan bir şekilde sayıya gidecekti. Sinan Güler’in kendine has ikinci çeyrek hamlelerinden biri gelecekti. Skor da 24’te eşitlenecekti. Olmadı, Teodosic oyuna girdi. Ve doğru pozisyonları bulmaya devam ederek takımının skorda üstün kalmasını sağladı. Sırbistan, devre sona erdiğinde, bir defa daha üç pozisyonluk fark yaratmıştı rakibi ile arasında. Türkiye, soyunma odasına 42-35 geride gidiyordu.


* Türkoğlu, hücumda zorlanan takımı için ilk çeyrekte 9 sayı üretti. Ve Türkiye'nin oyunda kalmasını sağladı.

Teodosic, ilk yarıda iki takımı birbirinden ayıran figürdü. Sırbistan, Teodosic’in sahada olduğu dakikalarda 12 basket bulmuştu. Yalnızca iki şut kullanan Teodosic, 5 sayı ve 6 asist ile oynuyordu. Ancak bu 6 asist, dört farklı oyuncuya yapılmıştı. Ve toplamda 16 sayılık bir üretim söz konusuydu. Arkadaşlarını tereddüt etmeden oyuna sokuyordu, Sırbistanlı yıldız.

3 sayı – Milenko Tepic
6 sayı – Novica Velickovic
2 sayı – Nemenja Bjelica
5 sayı – Dusko Savanovic

Türkiye, istediklerini sahaya yansıtamadığı bir 20 dakikayı 42-35 geride kapamıştı. İlk çeyrekte Hidayet Türkoğlu’nun 9 sayılık opsiyonu, ikinci çeyrekte Ender Arslan ve Ömer Onan’ın yaktığı küçük kıvılcımlar, takımı bir şekilde oyun içinde tutuyordu. Üçüncü çeyrek, bu şekilde başladı. Semih Erden’in basket-faul getiren oyunu ümit verdi. Savunma ve hücumda daha agresif bir takım vardı. Bunun getirisi 06:39 kala Sırbistan’ın takım faul hakkını doldurmasıyla kazanıldı. Ve 06:32 kala Türkiye, Ömer Onan’ın üç sayılık isabetiyle skoru 46’da eşitledi. Ancak hemen Teodosic girdi devreye. Önce bir üçlük, ardından Rasic’e iki sayılık oyun, peşinden Keselj’ye boş üçlük şansı…

Teodosic, 1:39 içerisinde Sırbistan’ın 8-0’lık seriyle 54-46 öne geçmesini sağladı. Ve bu, Sırbistan adına maçta yakalanan en yüksek fark oldu. Yıldız oyuncu, çeyreğin tamamlanmasına 03:16 kala, skor 56-50 iken, kenara geldi. Flashback… Türkoğlu’nun isabetli serbest atışının ardından Sırbistan, yarı sahayı geçemedi. Milenko Tepic’in top kaybı, Kerem Gönlüm tarafından “top çalma” olarak kayıtlara alındı. Ve altı saniye sonra Ender Arslan, farkı iki sayıya indiren (56-54) üçlüğü gönderdi. 24-22 iken yaşanan talihsizlikler tekrarlanmayınca, Teodosic de yalnızca 48 saniye dinlenebildi. Ivkovic, maçın kalan bölümünde Teodosic’i yanına almadı. Son çeyrek öncesi fark, tek baskete inmişti.


* Maçı 11 sayı pasıyla tamamlayan Milos Teodosic, bu paslar üzerinden 28 sayılık katkı yaptı. Ayrıca 13 sayı üretti.

Sırbistan, Teodosic’e mahkum kalmıştı. Sırbistanlı oyun kurucu, dördüncü çeyreğe 10 sayı ve 9 asistle girecekti. Asist yaptığı oyuncu sayısı, 7’ye (Tepic, Velickovic, Bjelica, Savanovic, Krstic, Rasic, Keselj) yükselmişti. Onun sayesinde, tüm takım oyunun içindeydi.

Türkiye, bir geri dönüş sinyali verdi. Net olarak bir veri de elde yoktu aslında. Ama sertlik devam etmeliydi. Öyle oldu. Sırbistan, 1:39 içerisinde (8:21 kala) faul hakkını doldurdu. Ne var ki, Teodosic asla vazgeçmeyecekti. Vurup, ilerlemeye kararlıydı. Hidayet’in farkı ikiye indiren üçlüğünün ardından sahneye çıktı. Önce Keselj’ye üç sayı imkânı yarattı, ardından bu işi bizzat kendisi yaptı. 5:36 kala Sırbistan 72-64 öne geçti. Ama 8 sayılık fark, onlar adına psikolojik eşikti. Ve asla aşılamayacaktı.

Sırplara kötü haberi veren Kerem Tunçeri oldu. Bitime 05:16 kala 2 sayısı olan Tunçeri, Sırbistan’ın kritik eşiğini aştı. Üç sayılık basketi, Türkiye’yi oyuna döndürdü. Onu Ömer Onan’ın isabetli serbest atışları izledi. Araya Savanovic’in üçlüğü girdi. Ama çok geçti. 75-71 geride olan Türkiye, Tunçeri’nin sorumluluğunda koşusuna başlamıştı bile. Kerem Tunçeri, önce bir ters turnike bıraktı. Ardından 03:25 kala Türkiye’yi 4-3’ten sonra ilk kez öne geçiren sihirli üçlüğü attı. Duygusal dakikalar başlamıştı. Faul hakkını dolduran Sırbistan’ın yapacağı her faul, Türkiye’yi çizgiye götürecekti.


* Bitime :04 kala Türkiye'yi öne geçiren Kerem Tunçeri, 12 sayısının 10'unu son çeyrekte üretti.

Ömer Onan, 03:13 kala serbest atış çizgisinde hata yapmadı. Türkiye, 78-75 öne geçti. Ardından iki pozisyonu savundu. Ancak farkı iki baskete çıkaracak hamle bir türlü gelmedi. Bu da Türkiye’nin psikolojik eşiğiydi. Fark asla 3 sayıdan öteye gidemedi.

Sonrası… Tam bir korku tüneli. Ömer Aşık’ın sakatlığının ardından Ender Arslan’ın isabetli serbest atışı, 01:18 kala Türkiye’yi 79-77 öne geçirdi. Son çeyreğin adamı Kerem Tunçeri, :16 kala çok büyük bir oyun oynayarak Semih Erden’i çembere gönderdi. Skor 81-80 lehimize oldu. Bir de faul vardı. Ama bu maçın sonu öyle sıradan bir finale sahne olamazdı. Semih kaçırdı. Dönüşte, :04 kala, Sırbistan 82-81 öne geçti. O 4 saniye, Türkiye Basketbol Tarihi’nin en şanlı kahramanlık hikâyelerinden birini temsil edecekti.

Koç Tanjevic, mola aldı. Ender Arslan, yarı sahadan topu oyuna sokacaktı. Gecikti. Tanjevic’in çizdiği oyun bozulmuştu belli ki. Hidayet ve Semih aynı anda hamle yaptı. Top Hidayet Türkoğlu’nda kaldı. Böylesi bir anda, son topu –skor gelmese dahi- değerlendirememek çok yazık olurdu. Top kaybı, en kötü senaryo olarak karşımızda duruyordu. Hidayet, topu kontrol edemedi. Ancak çizgide Kerem Tunçeri vardı. Sol eliyle topu önüne aldı. Ve adeta bir anda kaleciyle karşı karşıya kaldı. Kerem, yavaşlatılmış çekim hâlinde, efsanevi bir spor filminin final oyununu oynuyordu sanki. Yapacağı tek şey vardı. Çembere gitti. Türkiye, 83-82 öne geçti. Yaşananlar akıl kârı değildi...


* Semih Erden, bitime :00.5 kala Keselj'ye yaptığı blokla Türkiye'ye madalyayı getiren oyunculardan oldu.

Bayram sevinci yaşanıyordu. Ama daha üstesinden gelinmesi gereken :00.5 daha vardı. 2004 Batı Yarı Finalleri’nde Derek Fisher’ın :00.4 saniye kala attığı mucizevi basketin canlı şahitlerinden Hidayet Türkoğlu da aramızdaydı. Ve bunun ne olduğunu gayet iyi biliyordu.

Koç Ivkovic, :00.5 için tercih edilebilecek en ideal oyunu çizmişti belki de. Ancak pota altında Derek Fisher değil, Semih Erden vardı. Semih’in yaptığı blok, Türkiye’ye madalya getirdi. Ve o madalyanın neyden yapıldığı 24 saat içerisinde belli olacak. Türkiye, müthiş bir iş başardı. Oyundan hiç kopmadık bu gece. En çaresiz dakikalarda bile bir yolunu hep bulduk. Hidayet Türkoğlu, Ömer Onan, Semih Erden, Kerem Tunçeri ve diğerleri… Doğru zamanlarda ayakta tuttular takımı. Her maça ayrı bir kahraman çıkıyordu. Bu gece, maçın içinde bile farklı figürler ile karşılaştık.

Türkiye, basketbol tarihindeki en özel sayfaları dolduruyor şu an. 15+ sayılık Fransa ve Slovenya maçlarının arasına efsanevi bir Sırbistan maçı kesinlikle girmeliydi. Öyle oldu. Rakip ABD! Rüya gibi. Ve İstanbul’da ABD’yi yenebilecek yegâne takım da Türkiye! Dünya Şampiyonası Finali’nde ABD’yi mağlup etmenin yollarını aramak dahi keyifli bir tecrübe… Bekliyoruz bakalım.

2 yorum:

Mert dedi ki...

genelde yorum yazmak pek alışkanlığım değildir ama yazmadan duramadım bana o son 4 saniyeyi tekrardan farklı açılardan yaşattığınız ve tüylerimi diken diken ettiğiniz için çok teşekkür ederim

SozenE. dedi ki...

Selamlar,

Ben teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Harika bir son yaşadık hep beraber. Umarım bugün de devamı gelir.

Sevgiler,

Eray